İntikam almaktan da, hesaplaşmaktan da, yüzleşmekten de, bedel ödetmekten de vazgeçtim.
Bu zamana kadar var olmayan, belki de yalnızca bu sebepten merak ettiğim, gereksiz, öldü mü, kaldı mı bilmediğim, tanımak ve sevmek istemediğim, yerini çok daha iyisiyle doldurduğum, bir tanıdık, bir yabancı, bir ‘hiç kimse’, seni bulmaktan ve gözlerinin içine bakmaktan vazgeçtim.
Sıfatsız, yüklemsiz, virgüllerle uzattığım bu iç karmaşasına noktayı koydum nihayet ve kulak vermekten vazgeçtim.
…
Önce çocukça bir duygusallığa kapılmıştım aslında.
“Bu zamana kadar neden bekledim ki” diye düşünüp, haklı çıkarmıştım kendimi.
Vicdanımı rahatlatmıştım kendime göre sebeplerimle…
Ve adam gibi düşünüp, tartmadan karar vermiştim sorgusuz haklılığıma iki dakikada.
…
Ama o iki dakikayı daha geniş bir zamanda düşünme fırsatı bulduğumda,
vazgeçtim.
Bu zamana kadar koruduğum duruşumu, onurlu olduğunu düşündüğüm tavrımı bozmamaya karar verdim.
Hayatın getirdiklerinin ve götürdüklerinin kavgasını vermek için fazla yorgun hissettim kendimi, halsiz.
Sonra anladım ki, yorgunluktan değil cayışım. İçimdeki bu öfke mi, nefret mi, sevgi mi, acıma mı, merak mı, adı her neyse, öyle bir güç veriyor ki aslında bana, sabaha kadar bağırarak anlatabilirim derdimi.
Neden sonra, fark ettim ki, yolu başka olmalı bu yüzleşmenin.
Daha ani, daha hesapsız, daha acımasız, daha içten ya da daha nefretle…
Ama benim bulduğum bu basit yolla değil.
…
Kül rengi bir sabaha çok mutlu uyanabilirsiniz. Cıvıl cıvıl bir bahar günü cenaze kaldırabileceğiniz gibi tıpkı.
Hayattaki tüm sürprizler hepimiz için ve tüm acımasızlıklar.
Küsebilirsiniz, yalan söyleyebilirsiniz, aldatabilirsiniz, katil bile olabilirsiniz.
Ama eğer içinizdeki vicdanı tümüyle kaybederseniz işte o zaman ‘kötü insan’ olursunuz.
Ve bir vicdansıza hiç bir şey anlatamazsınız.
Bir yol ararsınız, belki bu yolları denersiniz… Ama sonuç alamazsınız… Acı çekersiniz ve başladığınız yere dönersiniz, hem de daha bitkin.
Ya da benim yaptığım gibi, ilahi adaletin şaşmaz zamanlamasına inanarak, içinizdeki meraklı ama gereksiz sesi susturarak, çok şanslı olduğunuzu bilerek ve birbirinden harika günlerin sizi beklediğini hayal ederek yolunuza devam edersiniz.
Vazgeçersiniz.
Bu zamana kadar var olmayan, belki de yalnızca bu sebepten merak ettiğim, gereksiz, öldü mü, kaldı mı bilmediğim, tanımak ve sevmek istemediğim, yerini çok daha iyisiyle doldurduğum, bir tanıdık, bir yabancı, bir ‘hiç kimse’, seni bulmaktan ve gözlerinin içine bakmaktan vazgeçtim.
Sıfatsız, yüklemsiz, virgüllerle uzattığım bu iç karmaşasına noktayı koydum nihayet ve kulak vermekten vazgeçtim.
…
Önce çocukça bir duygusallığa kapılmıştım aslında.
“Bu zamana kadar neden bekledim ki” diye düşünüp, haklı çıkarmıştım kendimi.
Vicdanımı rahatlatmıştım kendime göre sebeplerimle…
Ve adam gibi düşünüp, tartmadan karar vermiştim sorgusuz haklılığıma iki dakikada.
…
Ama o iki dakikayı daha geniş bir zamanda düşünme fırsatı bulduğumda,
vazgeçtim.
Bu zamana kadar koruduğum duruşumu, onurlu olduğunu düşündüğüm tavrımı bozmamaya karar verdim.
Hayatın getirdiklerinin ve götürdüklerinin kavgasını vermek için fazla yorgun hissettim kendimi, halsiz.
Sonra anladım ki, yorgunluktan değil cayışım. İçimdeki bu öfke mi, nefret mi, sevgi mi, acıma mı, merak mı, adı her neyse, öyle bir güç veriyor ki aslında bana, sabaha kadar bağırarak anlatabilirim derdimi.
Neden sonra, fark ettim ki, yolu başka olmalı bu yüzleşmenin.
Daha ani, daha hesapsız, daha acımasız, daha içten ya da daha nefretle…
Ama benim bulduğum bu basit yolla değil.
…
Kül rengi bir sabaha çok mutlu uyanabilirsiniz. Cıvıl cıvıl bir bahar günü cenaze kaldırabileceğiniz gibi tıpkı.
Hayattaki tüm sürprizler hepimiz için ve tüm acımasızlıklar.
Küsebilirsiniz, yalan söyleyebilirsiniz, aldatabilirsiniz, katil bile olabilirsiniz.
Ama eğer içinizdeki vicdanı tümüyle kaybederseniz işte o zaman ‘kötü insan’ olursunuz.
Ve bir vicdansıza hiç bir şey anlatamazsınız.
Bir yol ararsınız, belki bu yolları denersiniz… Ama sonuç alamazsınız… Acı çekersiniz ve başladığınız yere dönersiniz, hem de daha bitkin.
Ya da benim yaptığım gibi, ilahi adaletin şaşmaz zamanlamasına inanarak, içinizdeki meraklı ama gereksiz sesi susturarak, çok şanslı olduğunuzu bilerek ve birbirinden harika günlerin sizi beklediğini hayal ederek yolunuza devam edersiniz.
Vazgeçersiniz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder