18 Ekim 2010 Pazartesi

Ankara...

Evet soğuk olabilir Ankara, belki de dendiği gibi, hatta belki daha bile fazla gri…

Rutinidir hayat ve 12’den sonra otobüs yoktur, arabanız yoksa gezmek zordur -ki gezecek yerler de sayılıdır zaten, olsun…

Ülkenin başkentinin sokaklarını pislikten geçilmiyor mu? Evet geçilmiyor, kime ne?

İstanbul daha güzel olabilir, İzmir büyüleyici!

Neden bu kıyas? Kime göre, neye göre?

Memur şehridir Ankara, insanlar kahverengidir, rutindir her şey, akşam olur uyunur, sabah olur kalkılır, herkes işe gider, işten döner, mutsuz suratlar, umutsuz bakışlar, sefil caddeler, sol şeritte giden çöp kamyonu.

Musluktan akan pis sular, hatta akmayan pis sular… Kocaman bir egzoz bulutu havada…

Öyle değildir aslında…

Güzeldir Ankara! Vazgeçilmezdir!

Sakarya’da içilen bira, Kumrular’da yenen çiğ köfte, ara sokaklar, Meşrutiyet’te beklenen otobüsler, donduran soğuk, kavuran sıcak…




Yaşamayan bilemez mucizedir Ankara, her yanında anısı olana!

Başları öndedir insanlarının, çünkü hırsla yakalamaya çalıştıkları şeyler yoktur şehirlerinden, kimse dokunmaz ötekinin elindekine…

Bilindik kokular, her an karşılaşılabilecek dost suratlar. Karanfil pasajı ve içinde Dost’tan çok daha ucuza satılan orijinal kitaplar.

Simitçiler… Az para olunca cebinizde…  Ve demi yerinde tavşan kanı çaylar.

Tunalı Hilmi, rock barlar ya da hesabına oynanan tavlalar dostlarla…
YKM’nin önü, bekleyen onlarca insan, annesini, babasını, sevgilisini, arkadaşını…

Yüksel Caddesi’nde protestolar, susmayan sesler, muhalefet bir gençlik, ne güzel… Dağıtılan broşürler, ve başlarında bekleyen güven vermez suratlı polisler…

Öğrenciler, okulu asıp gidilen sinemalar… Kahkahalar ve susmak bilmez muhabbetler…

Anlatacak ne çok şeyleri var…

Güvenpark’tan kalkan dolmuşlar, önlerinde uzanan kuyruk, her daim kalabalık ve vazgeçilmez simit kokusu…

Güzel şehirdir Ankara, öyle ki tadına bir kez varınca zindan olur hayat kendinden uzak kalana…

İnsanın canına kanına karışır, içine işler Ankara!

Ne desem boş, ne anlatsam nafile, grinize ‘beyaz’ diyecek halim yok ya…
Ve tabi ki bu yazı rakip olamaz Yılmaz Erdoğan’ın ‘Ankara’sına…

“Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden Ankara'yı sevdiğini anlamadan
Ankara'da yaşamak”


dinle de sindir

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder