27 Ekim 2010 Çarşamba

Geldi yine sonbahar

Geldi yine sonbahar…
Dökülecek yapraklar, ayaklarımızın altında çatırdayacaklar..
Ezeceğiz, bahar gelirken mutlulukla baktığımız yemyeşil yaprakları… Kupkuru dallar zayıf zayıf sallanacak esen sert rüzgarlarda… İliklerimiz donacak.

Geldi yine sonbahar…
Yağmurlar yağacak, oluk oluk boşalacak yağmur tepemize, açılacak şemsiyeler, ıslanacak paçalar… Toprak kokacak buram buram… Sevenler içine çekecek doya, doya… Sevmeyenler yüzünü buruşturacak…

Sel olup akacak sokaklar, evleri su basacak, sefil olacak insanlar otobüs kuyruklarında.

Buz kesecek hava, sıcaktan bunaldığımız günler gelecek aklımıza, yazı bekleyeceğiz daha yağan ilk karda… Nankördür insanoğlu, unutacak hemen, susuz geçirdiği koskoca bir yazı, hiçbir zaman anlamayacak belki de, bir tane oyun nelere malolacağın.


Geldi yine sonbahar…
Kapkara bulutlar kaplayacak gökyüzünü, uyanışlar daha mutsuz olacak, geceler daha uzun, karanlık yani, zifiri karanlıkta düşünme vakti…
İçimiz kararacak, çünkü erken inecek akşam, insanlar kapılarının anahtarlarını daha hızlı açacak, daha az üşümek için… Ama daha az üşümeyecekler aslında, eğer paraları çok yoksa..
Sokakta kalanlara acıyacak evlerinde çekirdek çitleyenler, “kader” diyecek, reklam arası bitince de dönecek hemen favori dizisine, bir reklam arası kısalığında olacak memleket hali analizi… Görmeyecek ardı ardına gelen zamları, kabul edecek kömür yardımlarını, namussuz belediyenin…

Geldi yine sonbahar…
Herkes içine kapanacak… Başlayan aşklar da başka olacak, biten sevdalarda…
Sonbahar her şarkının vazgeçilmeziyse eğer, bundandır işte… Kasım’da aşk ‘boşuna’ başka değildir, bir hazan günü terk edilmekte…
Gençler akın edecek okullara, hiçbir dertleri yok. Her biri, bir ötekinden daha apolitik, her biri bir ötekinden daha umursamaz…

….

Ben hiç sevmem sonbaharı… Yağmuru da sevmem, kokusunu da…
Umudumu söndürür bu mevsim benim, hevesimi kırar. Dışarıda yağmur yağsa, içim ıslanır benim, rüzgar esse, yüreğim üşür. Şemsiyesiz gezmem asla, hiç anlamam sırılsıklam olmanın romantizmini…

Sevmem hiç üst üste giyinmeyi lahana gibi… Gözümde büyür 2 adım yol yürümek, vazgeçerim…

Uyuşuklaşırım yani, uykusuzlaşırım, yüzümün pırıltısı kaybolur, sebepsiz yere suratsız olurum.. Kendine benzetir beni sonbahar. Ve çok ironiktir aslında nefret ettiğin mevsime benzemek her sene…

Dört gözle beklerim dağılmasını bulutların…

Yepyeni, pırıl pırıl ve rengarenk bir ambalaja sarılmış hediye paketini açar gibi heyecanlanırım her bahar…  

Daha önce hiç görmemiş gibi bakarım gökyüzüne, gözüm kamaşınca ve geçmeyince bir süre, anlarım ki gelmiş benim mevsimim…
 
Doğduğum mevsimde, yeniden hayata tutunurum her yıl…
Deniz çağırır beni…
‘Denizler’i düşünürüm…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder