27 Ekim 2010 Çarşamba

Benim bir 'hayal'im vardı

Çok zaman önceydi, bir ‘hayal’ kurdum ben…
 
 
Çok inandım, çok bekledim, çok sevdim, çok güvendim…
 
 
Ben o ‘hayal’i, yalansız, gerçek ama en gerçek olan sandım, eğildim karşısında, önüme geçmesine izin verdim…
Hiç sahtekarlık yapmadım ‘hayal’lerime, tek ‘hayal’ime hep sadık kaldım…
Sandım ki, tüm dileklerim kabul olacak, ‘hayal’im hep benimle, benim sevdiğim gibi kalacak…
Sandım ki,  ‘hayal’imin gösterdiği tüm yollar doğru, söylediği her şey gerçek…

İnandım…
 

Öyle bir inanmak ki, ben bile inanamadım…

Çok zaman önceydi bir ‘hayal’ kurdum ben…

Aşık olduğum kurduğum ‘hayal’e… Kalbime kazıdım…
 
 

Güvendim…
 
Öyle bir güvenmek ki, yalnızca gözlerine sordum, iki dudağından çıkana da kayıtsız şartsız inandım…
Benim ‘hayal’imin olmazsa olmazları vardı, ben öyle bildim…
 
 

Değilmiş…
 
 
 

Çok zaman önceydi, bugüne dek geldi…

Ve ben bugün, kendi kurduğum ‘hayal’i, kendi ellerimle yok etme kararı aldım.
Asla bitmez, uçup gitmez, kayıp yok olmaz ellerimin arasından dediğim ‘hayal’imi, başka birinin hayali olmak üzere uzaklara yolladım…
Anladım ki, gerçekleşmesi için bir hayalin, inanmak yetmez sadece….

Güvenmek, sevmek , beklemek yetmez…

Bir ‘hayal’in gerçeğe dönüşebilmesi için, fedakarlık gerekir, üzülmek gerekir, vazgeçmek gerekir bazı şeylerden, fazla cesur olmamak gerekir…
 

Korkmak gerekir kaybetmekten…
 
 
Ama eğer göze alındıysa kaybetmek, yenilgiyi kabullenmek gerekir…
 
 
Bazı şeylerin özrü yoktur, geri getirmez gidenleri… Duymak rahatlatmaz yürekleri…

Çok zaman önceydi, bir ‘hayal’ kurdum ben…
 
 
Kurduğum ‘hayal’in mükemmelliğine aldandım…

Anladım ki, ‘hayal’limin peşinden koşarken, kendi yolumdan sapmışım…
 
 
 

Açtım avcumu, uçtu ‘hayal’im…
 
 

Arkasından bakakaldım…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder