ne güzel olurdu görmek seni yıllardan sonra
arınmışken tüm kızgınlıklarımdan
kazımışken aklımdan sana dair ne varsa
ne güzel olurdu.
başka bir gözler görebilmek seni
oturup konuşmak saatlerce
bir yabancı, bir el gibi.
ve ne güzel olurdu yeniden tanımak seni, sil baştan.
alışmak adım adım, tanımak ağır ağır.
ama böylesi bir başka güzel. yaşamışız, bitirmişiz. iki ayrı 'zaman'a binip, uzak uzak diyarlara gitmişiz.
oturmuşuz şimdi, bakıyoruz birbirimize. geçen zamana şaşıyoruz. 'oldu mu o kadar ya' diyoruz. oysaki bunu çok iyi biliyoruz. çay içiyoruz. ben senin o bardağı tutan ellerinin her bir noktasını ezberlemişim, sen bardağı götürdüğüm dudaklarımın. ama yabancıyız artık. yabancılaşmışız. şaşıyorum bazen. iki insan nasıl bu kadar yakınlaşıp, bu kadar uzaklaşabilir birbirinden. uzaklaşmanın sebebi yakınlaşmak mı acaba? hani öyle hem bir adım olsaydı aramızda kopmakda zorunda kalmazdık belki. ama demek ki yaşayınca herşeyi dibine kadar, sömüre sömüre tükentince sıfırı, iki uzak noktaya düşüyor iki ayrı insan. yaralarını iyileştirmek için yaraladıklarından kaçıyorlar. kaçar gibi bir günahtan.
ama şimdi bakıyorum da; sende kalmış benim hayallerim, masumiyetimi yanıma almayı unutmuşum senden giderken, seninde gülüşün bende kalmış gibi. yıllarca hep somuttun mu gerçekten. iyileşmiş miyiz orası da meçhul. ağır aksak yaşamışız işte günahlarımızı hiç unutmadan.
yani demem o ki; bitmiyor hiç bir aşk. hiç bir gelen bir öncekini aratmıyor belki ama unutturmuyorda. mutsuz da etmiyor. üstüne basıp geçiyoruz, ayağımızın altında izi kalıyor yaşanmışlıkların, silmekle çıkmıyor, leke değil çünkü.
çayımı bitirip, öpüp seni yanağından, gideceğim az sonra yanından. garip. bir daha ne zaman, nerde karşıma çıkacaksın bir daha, ömür yetecek mi acaba? önemi yok. anladım ki bugün ben sendeyim hala, sen içimdesin hep. gerisi yalan, gerisi teferruat, gerisi önemsiz. iyi gördüm seni ve bundan sonra kendine daha iyi bak.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder