Evindeydi kadın, odasında.Umduklarını ve bulduklarını düşünüyordu.
Umduklarının güzelliği karşısında bulduklarının nasıl hayal kırıklığı dolu olduğunu şaşırarak kabullenmeye çalışıyordu.
Ağlıyarak..
Hıçkırarak..
Anlamayarak, anlamaya çalışarak, ama bir taraftan da asla anlayamayacağını bilerek.
İçinden bir şeyler ufak ufak, tane tane kopup uçuyordu camdan..
Hava soğuk, rüzgarlı, içinden gidenler dönmez, fıtınaya kapılır.. artık kalbi eskisi gibi titremez.
Biliyor ki, bunu atlatabilir, ama atlatmak istiyor mu acaba? Pes etmek üzere. ‘yeter’ demek.
Kalbi kırık, içi buz tutmuş... ne zaman çözülür bilinmez, hatta belki de çözülmez.
Böyle boğazında düğümden de öte bir şey var. Hani ağlasa da geçmeyen cinsten. Bağırsa gitmeyecek türden. Öyle bir düğüm ki, zorlanıyor yutkunurken.
Dışarıdan arabalar geçiyor, sesler geliyor. Gürül gürül akıyor yaşam. Kadın odasında, bir adım ötesinde hayat.. Bir motor sesi gibi geçip gidiyor ‘yaşamak’ camının önünden, tutamıyor, tutunamıyor artık.
Zaten yeterince zor ve yorucu olan hayatını neden iyiden iyiye çekilmez hale getirdiğini tartıyor kafasında. Ne kadar salak olduğunu düşünüyor. Ne kadar da hayalperest..
Sonra birden diniyor gözyaşları, içi soğuduğundan mı, gözyaşı kalmadığından mı göz pınarlarında anlayamıyor.
Ama sanki daha iyi hissediyor kendini. Müzik açıyor, MFÖ dinlemeye başlıyor, ruhu dinleniyor. Çok eski bir dostla karşılaşmışçasına tebessüm oluşuyor yüzünde. Mutlu oluyor. Kanına karışıyor şarkılar, uyuşturucu etkisi yaratıyor. Umurunda değil hiç bir şey. ‘üzülme’ diyor içinden kendi kendine. 'Değer belki ama bırak değmeyiversin bu sefer.'
Yanaklarındaki inci gibi yaşlar daha kurumadan uyuyakalıyor, dişini fırçalayamadan, makyajını çıkaramadan, ışığı kapamadan, üstünü değiştiremeden, yatağın içine girmeden...
Öylece...
Olduğu gibi...
Sanki bir şeyler yavaş yavaş değişiyor... Soğuk bir rüzgar giriyor camdan, ürperiyor kadın ama kımıldamıyor...
Ve arkadan MFÖ ninni okuyor,: “Yalnızlık ömür boyu...”
dinle de sindir
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder