acımasız otobüs şoförleri gibisin...
peşinden koşmama rağmen durmayan,
otobüsün içindeki herkese beni rezil eden,
tam dermanım kesilip de, koşmayı bıraktığım anda, yavaşlayan
'sen istediğinde değil, ben istediğimde olur' edasıyla kapını açan.
saçma sapan frenler yaparak midemi bulandıran
kaloriferleri açmayarak beni donduran
hep dolambaçlı yollardan giderek,
hayata geç kalmamı sağlayan
içine benden başka onlarca insan alıp, kalbimi sıkıştıran
ama buna rağmen 'biraz daha ilerle' diyebilme cüretini bulan.
artık taşıp da sabrım inmek isteyince ben,
kapıya yanaşmama rağmen
'düğmeye basmadın' diye durakta durmayan.
istediğimde binemediğim gibi istediğim de inmeme de izin vermeyen.
sonra bir kuytuda, sonra bir karanlıkta, sonra bir ıssız da beni dışarı iten
'burası son durak, kusura bakma' diyen.
kötü bir yolculuk, yoldaşlık yetmezmiş gibi
bir de kaybolmama, uzunca bir süre yolumu bulamamama sebep olan.
acımasız otobüs şoförleri gibisin...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder