aramaktan seni gördüğü her gölgede
ağlamaktan ve hayal etmeye çalışmaktan
gerçeklerden kaçtığı için ısrarla; yorgun.
ellerim yorgun
tutmadığı için ellerini
dokunmadığı için hiç bir anıya
parmaklarını geçirmek zorunda olduğu için şu lanet hayata; yorgun
bedenim yorgun
nefes almaktan ve yaşamaktan
yemek, içmek ve uyumak zorunda kalmaktan
aşksızlıktan ve şehvetsizlikten; yorgun
ve yorgun yüreğim
bir kuş gibi pır pır atmaktan
beklemekten, özlemekten, umut etmekten
susmak zorunda kalmaktan; yorgun.
sadece bugün değil, sadece dün değil ve sadece yarın değil.
ben hep yorgunum.
kaybetmişliğin yorgunluğu bu.
kaybettiğini bulamamanın yorgunluğu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder