9 Ağustos 2011 Salı
o an - 1
Elinde ufak bir çakı. tıpkı kendisi gibi ha kırıldı ha kırılacak, çelimsiz. geçmiş duvarın köşesine kim bilir kimi bekliyor. dudaklarının arasında yıllanmış bir orospuya benziyor sigara, çirkin, geçgin, külü inatla düşmemiş duruyor hala ucunda. adam-çocuk içiyor acemice, içmiş olmak için, hiç de yakışmıyor daha üstünde bıyık bitmemiş dudaklarına. kısacık saçlarının altında yatıyor çocukluğu aslında; sağ kulağının arkasında, çocukluk arkadaşı Muhsin'in attığı taşın izi. kafasının tam üstünde irice bir yarık; babasının eseri. Ensesinin hemen üzerinde incecik uzun bir kesik çizgisi. beyaz gömleğinin önü açık göğsüne kadar. toplasan 50 kilo yok daha ama 'adam ki ne adam' sanıyor belli ki kendini. En fazla 15 yaşında. Ama baksan gözlerine 'ne yaşadın' dersin, ' ne oldu sana daha bu yaşta?'. O gözler ki; nefret dolu, kızgınlık dolu dünyaya. incecik kollarında irili ufaklı faça izleri, burnundan soluyor delikanlı. kızmış; kan çanağı gibi gözleri. bekliyor birini; kim bilir kimi? çatmış kaşlarını, siper etmiş gözlerine bakıyor sinsi sinsi. Elleri biraz titriyor gibi, çocuk-adam korkuyor gibi, yüreği göğsüne güm güm vuruyor gibi. ceketinin yakalarını kaldırıp, çekip kulaklarına kadar çömüyor duvarın dibine; az önce attığı izmariti görüyor yerde; hayret üstüne de basmıştı ama sönmemiş işte ateşi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder