9 Haziran 2011 Perşembe

Ama

Yutkundu adam…

Konuşamadı.

Bir ‘ama’ geçti aklından.

*Herkesin ‘ama’ları vardır, güçlü bir bağlaçtır ‘ama’ çok yönlüdür.

Kimi ‘ama’larını açıklarını kapatmak için kullanır. Her kaybetmişliğinin bahanesidir ‘ama’.  ‘ama ben yeterince uğraştığımı düşünüyorum’

Kimileri hak etmemişliğin, haksızlığa uğramanın karın ağrıtan sancısına deva sanır ‘ama’sını. ‘ama neden, nasıl olur’

Bazıları kötülüklerini kapatır ‘ama’larıyla. Makyaj yapar vicdansızlığına.
‘ama o bunu haketti’

Çoğunun en büyük bahanesidir. Cesaretsizliğinin bahanesi. Korkaklığının kabuğudur ‘ama’. ‘ama tek başıma oralarda yapamam ki’

Ve bazı ‘ama’lar saf, katıksız bir acıdan oluşur. ‘Aşk’ gibi, üç harfli.*


Baktı kadına adam. Gözlerini yakalamaya çalıştı kaydı gitti avuçlarından. Dokunamadı kadının hislerine. Belki baksaydı kadın gözlerine, ‘ama’sını duymasına gerek kalmayacaktı erkeğin. Bakmadı. Duymayı tercih ediyordu besbelli.

Bakmadı adama kadın. Gözlerini başka yana çevirdi, kaçtı erkeğin hüzünlü bakışlarından. Kaçamak bir bakış bile, çok muydu gerçekten ki, esirgiyordu erkekten. ‘hadi’ dedi kadın içinden. Erkek duymadı. Bakmayı tercih ediyordu besbelli.

‘Gitme’ demedi erkek
‘Neden’ diye sormadı
 Kızmadı
 Ağlamadı


Sadece ‘ama’ dedi.  ‘ Ama ben seni çok sevmiştim’
‘Ama’ dedi kadın içinden, ‘Ama ben seni hiç sevmemişim’

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder